Selam,

Bazılarınızın kafasında şu var, biliyorum: “Aslında ne yapmam gerektiğini biliyorum, oturup kendim de yaparım.”

Bakın, doğru bir yeriniz var. Bugün ne yenir ne yenmez, internette on dakikada bulursunuz. Bilgi bedava, her yerde. Ama bir şeyi sorayım: madem bilgi bu kadar açık, neden hâlâ olmadı?

Çünkü mesele bilgi değil.

Mithat bana geldiğinde bilgisiz bir adam değildi. Yıllarca yo-yo yaşamış, defalarca vermiş defalarca geri almış biriydi. Yani ne yapması gerektiğini biliyordu. Eksik olan bilgi değildi, eksik olan şuydu: onu takip eden, her hafta “nasıl gidiyor, nerede zorlandın” diye bakan, o zayıf anında yalnız bırakmayan biri.

Biz onunla haftalık çalıştık. Her hafta adeta bir küçük sınav gibi, ne oldu ne olmadı, nerede tökezledi, onu beraber düzelttik. İşin psikolojisini de o zaman çözdük. Ve o adam 35 kilo verdi. Kendi başına yıllarca yapamadığı şeyi.

Fark tam olarak burada. Kendi başınıza kaldığınızda ilk zorlukta bırakıyorsunuz, çünkü kimseye hesap vermiyorsunuz. Ama karşınızda her hafta sizi bekleyen biri olduğunda, o birebir takip olduğunda, bırakmak zorlaşıyor. İşi yürüten de bu zaten.

Siz de yıllardır “kendim yaparım” diyorsanız ve hâlâ olmadıysa, belki de eksik olan bilgi değildir. Gelin bunu bir konuşalım.

P.S. Bir sonraki mailde teknikten çıkıp asıl meseleye geleceğiz: aslında neyi erteliyorsunuz? Çünkü ertelediğiniz şey formda olmak değil bence.

Keep Reading