Selam,

Bir haftadır size farklı çekincelerden bahsettim. Vakit, para, kendin yapmak… Ama bugün en baştaki şeye gelmek istiyorum. Dürüst olalım.

O randevuyu almamanızın gerçek sebebi bunlardan biri değil aslında. Bunlar hep sonradan bulduğumuz mantıklı gerekçeler. İşin özünde başka bir şey var: bir kararı erteliyorsunuz.

Çünkü randevu almak demek, kendinize “tamam, bu sefer gerçekten yapıyorum” demek. Ve bu cümle korkutucu. Yeniden başlayıp yine yarım bırakma ihtimali korkutucu. O yüzden karar vermemek daha güvenli geliyor. Karar vermezseniz başarısız da olamazsınız, değil mi? Ama aynı yerde de kalırsınız işte.

Bir şey söyleyeyim: kimse “bugün hayatımı değiştireceğim” diye ayağa kalkıp değiştirmiyor. Herkes önce çok küçük bir adım atıyor. Mithat da, Bahattin de, Fevzi de bir gün sadece bir randevu aldı. O kadar. Ondan sonrasını beraber kurduk.

O yüzden sizden koca bir karar istemiyorum. “Bütün hayatımı değiştireceğim” demenizi istemiyorum. Sadece bir saatlik bir konuşma istiyorum. Tek karar vereceğiniz şey bu: bir saat.

En küçük adım bu. Ve çoğu zaman insanın hayatını değiştiren, o küçük ilk adımı atmaya karar verdiği an oluyor.

Bugün o adımı atın.

P.S. Bir sonraki mailde takvimden konuşacağız. Şu an yazın ortasındayız ve bu “şimdi” ile “sonbahar” arasında sandığınızdan büyük bir fark var. Onu anlatacağım.

Keep Reading